T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Somut Olmayan Kültürel Miras Değerlerimiz


UNSURUN ADI

Kına Gecesi

ENVANTER NUMARASI

ONAY TARİHİ

DİĞER ADLARI

Baş Övme, Gelin Ağlatma Gecesi, Kına Töreni, Kına Yakma, Şeva Hınnı

01.0083

06.08.2014

 

KISA TANIMI

Kına ağacı denilen bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilen ve genellikle eller ile saçı boyamak amacıyla kullanılan toza kına; geline kına yakmak amacıyla yürütülen ve o esnada uygulanan gelenekler bütününü içine alan düğünün bir aşamasına da “kına gecesi” denir.

Kınanın kullanımı antik devirlere kadar uzanmaktadır. Eski Mısır’da kullanıldığı bilinen kına, Kızılderililer, Hintliler, Kazak ve Kırgız Türkleri tarafından da kötülüklerden korunulması, şans ve bereket getirmesi amacıyla kullanılmıştır.

Kına geleneksel kültürde törensel nedenlerle ya da süslenme ve sağlık amacıyla kullanılır.Örneğin askere giden delikanlıya, düğün öncesi gelin ve damada, kesilecek kurbana, bunların yanında atların yelesine, kuyruğuna, koyunlara, kuzulara da kına yakılır.

Kına ile ilgili en yaygın uygulama, gelin alma gününden bir önceki gece olan kına gecesidir. Kına gecesi, daha çok kız evinde ve kadınlar tarafından düzenlenir. Kız evinde düzenlenen kına gecesine, oğlan evinden kına tepsisi gönderilir. Kına gelinin ellerine, ayaklarına ve saçlarına yakılabilir. Kınanın yoğrulması, dağıtılması ve yakılması işlerinin “başı bütün” olarak nitelenen, mutlu evlilik sürdüren bir kadın tarafından yapılması tercih edilir. Kına yakılırken gelin elini kapatır, kınayı yaktırmaz ve elini açmak için müstakbel kayınvalidesinden bahşiş ister. Kına yakılırken kına türküleri söylenir. Kına türküleri ile kızın baba evinden ayrılacağı için duyulan üzüntü dile getirilir ve bu türkülerle gelin ağlatılır. Gelin ağlatma aşaması tamamlandıktan sonra oyun havaları çalınır ve kına gecesi yöresel oyunlarla eğlenceli bir şekilde sonlandırılır. Kına gecesine gelenlere kına ve kuruyemiş dağıtılır, bahşiş toplanır.

Günümüzde düğünler, organizasyon firmaları aracılığıyla yapıldığından kına gecesi geleneği de bu firmaların programlarında yerini almaktadır. Böylece kına gecesi geleneği değişen hayat tarzlarına rağmen yaşatılmakta; pratikler, kullanılan araç-gereç ve mekân ne kadar değişirse değişsin yeni duruma adapte edilerek geleneğin düğün töreni içindeki yeri korunmaktadır.

 

 

SOKÜM ALANI/ALANLARI

Toplumsal Uygulamalar, Ritüeller ve Şölenler

COĞRAFİ DAĞILIMI/BİLDİRİMDE BULUNAN İLLER

Amasya, Aydın, Bursa, Çorum, Diyarbakır, Isparta, Karaman, Kastamonu, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Muş, Ordu, Osmaniye, Sivas, Tekirdağ, Tokat, Uşak, Yozgat, Zonguldak

 

UNSURUN ADI

İmece Usulü

ENVANTER NUMARASI

ONAY TARİHİ

DİĞER ADLARI

-

01.0038

13.03.2013

 

KISA TANIMI

İmece, kırsal topluluklarda halkın ortak veya özel işlerini belli bir düzende, işbirliği içinde yapmasıdır.Toplumsal dayanışma ve yardımlaşma biçimi olarak da tanımlanabilen imeceye; Anadolu’da imeci, ilmeci, emeç, eğrat, höbül, kubaşık gibi isimler de verilmektedir.

Kırsal alandaki iş çokluğu ve iş gücü azlığı insanları beraber hareket etmeye itmiş, toplu iş yapma bilinci imece kültürünü ortaya çıkarmıştır.

Hemen her yörede var olan imecede, özel işler karşılıklı olarak yapılır. Ortak işlerde ise ya köylü tarafından iş gücü karşılanır ya da “salma” usulüyle para toplanır. Salma, köydeki tüm hane halkından belirli bir miktarda para toplanmasıdır.

İmece usulü ile kanalizasyon yapımı, meraların ve köy fırının temizlenmesi, okul ve cami yapımı, okulun yakacak ihtiyacının karşılanması gibi köyün ortak işleri yanında ekin harmanı, pancar çapası, kış hazırlıkları, düğün ve cenaze gibi özel işler de yapılmaktadır. İşin durumuna göre imeceye katılan kişi sayısı değişebilir. Eğer imece bir kişi için yapılıyorsa ev sahipleri imeceye katılanlara yemek verir. İmece sırasında iş türküleri, mâniler söylenir, atışmalar yapılır. İş türküleri imecede bir yandan insanları eğlendirirken diğer yandan işe tempo kazandırır ve işin çabuklaşmasını sağlar.

Geçmişten günümüze insanların tek başlarına üstesinden gelemedikleri işlerin yapımında imeceler her zaman kolaylaştırıcı bir rol oynamıştır. Kırsalda dar bir alanda da olsa varlığını sürdüren imece geleneğinin yerini günümüzde kentlerde sivil toplum kuruluşları almaya başlamıştır.

 

SOKÜM ALANI/ALANLARI

Toplumsal Uygulamalar, Ritüeller ve Şölenler

COĞRAFİ DAĞILIMI/BİLDİRİMDE BULUNAN İLLER

Kastamonu

 

 

UNSURUN ADI

Bıçakçılık Geleneği

ENVANTER NUMARASI

ONAY TARİHİ

DİĞER ADLARI

 

01.0024

13.03.2013

 

KISA TANIMI

Bir nesneyi kesmek amacıyla üretilen sap ve namludan oluşan kesici alete bıçak denir. Hançer, kama, testere, kılıç, saldırma, pala, balta, satır, çakı, keser, tırpan gibi aletler bıçak olarak adlandırılır.

Tarihsel süreç içinde bıçak yapımında ilk dönemlerde çakmaktaşı ve kemik kullanılırken sonraları obsidyen, cam ve metal malzemelerden yararlanılmıştır. Çakmak taşından yapılan küçük delici ve kesici aletler ağaç, kemik ve boynuz gibi maddelerin ucuna monte edilerek daha kullanışlı hale getirilmiştir. Daha sonra bakır ve kalay alaşımı olan tunçtan da kesici aletler yapılmış ve bu aletlerin üzerine desenler işlenmiştir.

Bıçağın sap kısmı ahşap, fildişi, boynuz, kemik gibi malzemeden yapılır. Bazen namluyla birlikte üretilen sapın üzeri, perçinlerle tutturulan çeşitli kaplama elemanları ile süslenir. Namlu, demir ve çelik malzemeden üretilir. Isıtılmış madenin dövülmesiyle ihtiyaca göre şekillendirilme aşamasında ustalık bilgisi, bıçağın keskinliği ve ergonomik özelliği açısından önem kazanmaktadır.

Kullanım alanına ve yapım tekniğine göre çeşitlenen ve günlük hayatın hemen her alanında karşımıza çıkan bıçakların en yaygın olanları et ve mutfak bıçaklarıdır. Daha sonra sanayi bıçakları, av bıçakları, tarım, inşaat, tıp ve askeri alanda kullanılan bıçaklar ile üstte taşınan bıçaklar gelir. Her bıçak çeşidinin çok sayıda modeli vardır. Bunlar arasından çakı, özellikle kırsal kesim insanının yanından ayırmadığı eşyalardan biridir. Bıçaklara üstte taşınabilmesi için deriden veya ahşaptan kılıflar yapılmaktadır.

Bıçakçılığın kılıç-kalkan oyunu, hançer barı ve bıçak oyunu örneklerinde görüldüğü gibi halk kültürünün diğer alanlarında da yansımaları vardır.

Bıçağın işlevini yerine getirmesi, ustanın maharetiyle ilişkili olduğundan Bursa, Sivas, Trabzon (Sürmene), Denizli, Muğla ve Kastamonu (Tosya) gibi illerimiz bıçakçılığı ve bıçak ustaları ile öne çıkmaktadır.

 

 

SOKÜM ALANI/ALANLARI

El Sanatları Geleneği

COĞRAFİ DAĞILIMI/BİLDİRİMDE BULUNAN İLLER

Adana, Bursa, Çanakkale, Erzincan, Kastamonu, Sinop, Sivas, Trabzon